İngilizce Çeviri Sürecinde Bilişsel Çıkarım ve İngilizce Sözlük Kullanımı

İletinin metindeki neden sonuç ilişkilerinden yol çıkarak doğru çıkarımda bulunma şeklinde geriye dönük bir tanımı yapılabileceği gibi, ileriye dönük olarak metnin “anlam hipotezi” işlevini yerine getirdiği ve çevirinin ilerleyen kısmında metindeki bilginin sağlamasını yapma olanağı sağladığı anlaşılır. Özetle, iletiyi, bilişsel çıkarsamaya dayalı düşünmenin bir uzantısı olarak ele alabiliriz. Bununla birlikte, dil ve düşüncenin kaynaşık bir bütün değil, farklı düzlemlerde çalışan iki ayrı işlem olduğu göz önüne alındığında, bir metnin iletisini iyi çıkarabilmenin de her zaman metne dair iyi bir çeviri yapılacağı anlamına gelmediği, bunun erek dile edinciyle de ilgisi olduğu unutulmamalıdır. Burada profesyonel çevirmenin üstünlüğü, bu iki farklı zihinsel işleyişi iletişim ortamında bir araya getirebilme becerisinde yatar.

Bununla birlikte, günümüz bilgi çağında metinde bilginin doğru olarak aktarılmasının birincil derecede önem taşıdığı ortada bir gerçektir. Erek dil edinci yüksek ama kaynak dille ilgili anlama zorluğu olan adayların erek dilini iyi kullanması kimi durumda yanıltıcı sonuçlara yol açabilir. Örneğin İngilizce çeviri yaparken kaynak dile yeterli derecede hakim olmayan bir çevirmen, bahsedilen bu yanılgı içine düşebilir. Nurullah Ataç’ın “Mütercimin yaratıcı olması lazımdır. Yani kendisi de muharrir olmalıdır. Yaratıcı olmayanlar arasında, hiç memlekette, bir tane iyi mütercim gösterilemez” (Ataç 1940: 405) sözlerine Orhan Burian’ın “Şu var ki, bu tehlikeli bir iştir. Aslın havasından çıkan mütercimin, kendi havasına kapılarak, başı dönebilir” (Burian 1944: 18) şeklindeki yanıtı, gerçekte çevirmenin yazara karşı sadakatinin yanı sıra, çevirinin kültürler arası bir iletişim aracı olarak öncellikle bilgiyi doğru ve eksiksiz aktarma işlevini vurgular (Yazıcı 2001: 30). Bu da çevirmenin yazarlığın bireysel yaratıcılığından yola çıkmasıyla değil, gerek İngilizce çevirigerekse de Türkçe çeviri işlemleri öncesinden başlayarak okuma anlama ve iletiyi doğru çıkarma yetisini geliştirmesiyle sağlanır.

Sonuçta, çevirinin bilişsel çıkarıma dayalı bir işlem olduğu ve yazarın iletisine sadık kalmak koşuluyla çevirmenin erek dilin olanaklarından yararlanıp, işlevini sorgulama hakkına sahip olduğu en azından yazar ve çevirmenin telif haklarını ayrıt etmek ve korumak açısından büyük önem taşır. Çeviri eğitimi açısından bu bilgiler toplu olarak değerlendirildiğinde, dillerin olanaklarının görece olduğu ve çevirinin temel amacının dilsel ve ekinsel farklılıkları erek dilin sunduğu olanaklar çerçevesinde dillendirerek doğal gerçekliğe yeni bir renk ve boyut kazandırmak olduğu unutulmamalıdır. Aynı zamanda İngilizce sözlükkullanımı da bu aşamada çok önemli hale gelir. Bu her zaman yukarıda verilen örnekte olduğu gibi başarıyla sonuçlanmasa bile, her çeviri deneyiminin çeviri bilincinin artmasıyla birlikte birey dili olduğu kadar, erek dili de zorlayarak onu devingen bir sürece sokacağı, aksi takdirde giderek çağdışı bir yalnızlığa mahkûm olacağı öne sürülebilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*